| Biçim | habré / habrás / habrá / habremos / habrán + past participle | Para las diez ya habremos cenado. | Saat ona kadar akşam yemeğini yemiş olacağız. |
| Biçim | vosotros: habréis + past participle | ¿Habréis llegado para las ocho? | Saat sekize kadar varmış olacak mısınız? |
| Biçim | düzensiz participio biçimleri değişmez: hecho, dicho, visto | Esta noche ya habré hecho la maleta. | Bu akşama kadar bavulu hazırlamış olacağım. |
| Kullanım | gelecekteki bir andan önce bitmiş eylem | Antes de las ocho ya habremos salido. | Saat sekizden önce çoktan çıkmış olacağız. |
| Kullanım | geçmişteki bir olayla ilgili varsayım | Habrá tenido problemas. | Herhalde sorun yaşamıştır. |
| C1Kullanım | geçmişle ilgili bir itiraz, pero ile | Mi vecino habrá viajado mucho, pero no habla inglés. | Komşum çok seyahat etmiş olabilir, ama İngilizce bilmiyor. |
| C1Kullanım | tedirgin bir kuşku, no ile | ¿No nos habremos equivocado de calle? | Acaba sokağı mı yanlış girdik? |
| C2Kullanım | şaşkınlık, sitem veya korku, sorularda | ¿No habrás dicho eso delante de todos? | Bunu herkesin önünde söylemedin, değil mi? |
| C2Kullanım | vurgulu bir bildirme, ünlemlerde | ¡Cuántas veces te lo habré dicho! | Sana bunu kaç kez söylemişimdir! |
| cuando ile | cuando sözcüğünden sonra dilek kipinin şimdiki zamanı veya pretérito perfecto biçimi | Cuando hayamos llegado, ya se habrá ido. | Biz vardığımızda o çoktan gitmiş olacak. |
| Tuzak | participio cinsiyete ve sayıya göre değişmez | Ellas habrán llegado ya. | Onlar şimdiye kadar varmışlardır. |
| Tuzak | cuando ile gelecek zaman kullanılmaz | Cuando llegues, ya habré salido. | Sen geldiğinde ben çoktan çıkmış olacağım. |