Özet sayfa: Cümle kurma
Cümle kurma
Sözcük sırası
| Konu | Kural | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| Cümle | özne + yüklem + nesne | Студе́нт пи́ше лист. | Öğrenci bir mektup yazıyor. |
| Sıfat | isimden önce | Це нови́й буди́нок. | Bu yeni bir bina. |
| Zaman, yer | çoğu zaman cümlenin başında | Уве́чері ми гуля́ємо в па́рку. | Akşamları parkta yürüyoruz. |
| Olumsuzluk | не fiilden önce | Я не розумі́ю. | Anlamıyorum. |
| A2Zarf | до́бре / ду́же / шви́дко fiilden önce | Він до́бре гово́рить украї́нською. | O Ukraynacayı iyi konuşuyor. |
| A2Zamir | nesne zamiri genellikle fiilden önce gelir | Я тебе́ ба́чу. | Seni görüyorum. |
| A2Yeni bilgi | cümlenin sonunda | Цю кни́жку написа́ла Лі́на Косте́нко. | Bu kitabı Lina Kostenko yazdı. |
| Tuzak | sıfat isimden önce gelir; ondan sonra yalnızca üslup aracı olarak | Я ма́ю черво́ну су́мку. | Kırmızı bir çantam var. |
Soru ve olumsuzluk
| Konu | Kural | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| Tonlama | aynı sıra, ses yükselir | Це наш авто́бус?↗ | Bu bizim otobüs mü? |
| чи | чи evet/hayır sorusunun başında | Чи студе́нт відповіда́є? | Öğrenci cevap veriyor mu? |
| Soru sözcüğü | хто / що / де / куди́ / зві́дки başta | Куди́ ви ї́дете? | Nereye gidiyorsunuz? |
| A2Soru sözcüğü | кому́ / з ким / про кого́: edat önce gelir | З ким ти розмовля́єш? | Kimle konuşuyorsun? |
| A2Soru sözcüğü | яки́й / яка́ / яке́ / які́ cinsiyete ve sayıya göre | Яка́ сього́дні пого́да? | Bugün hava nasıl? |
| Olumsuzluk | не fiilin önünde | Він не чека́є. | O beklemiyor. |
| Cevap | так / ні ve fiil | Ти зна́єш? — Так, зна́ю. | Biliyor musun? — Evet, biliyorum. |
| B1нема́є | нема́є / не було́ / не бу́де ve tamlayan hâli | За́втра конце́рту не бу́де. | Yarın konser olmayacak. |
| B1Çifte olumsuzluk | ніхто́ / нічо́го / ніко́ли не ile birlikte | Ми ще нічо́го не приготува́ли. | Henüz hiçbir şey hazırlamadık. |
| Tuzak | “evet” так demektir | Так, я тут. | Evet, buradayım. |
Sahip olmak: у мене є
| Konu | Kural | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| Kişi | у мене́ / у тебе́ / у ньо́го / у не́ї / у нас / у вас / у них | У ньо́го є маши́на. | Onun arabası var. |
| Soru | cevap: Так, є | У вас є ру́чка? — Так, є. | Kaleminiz var mı? — Evet, var. |
| ма́ти | ма́ти ve belirtme hâli: aynı anlam | Я ма́ю сестру́. | Bir kız kardeşim var. |
| A2“Hayır” cevabı | Ні, нема́є: kalıplaşmış kısa cevap | У тебе́ є оліве́ць? — Ні, нема́є. | Kurşun kalemin var mı? — Hayır, yok. |
| B1Olumsuz | нема́є ve tamlayan hâli | У нас нема́є ча́су. | Zamanımız yok. |
| B1Geçmiş zaman | був / була́ / було́ / були́ sahip olunan şeye uyar | У нас була́ кі́шка. | Bir kedimiz vardı. |
| B1Gelecek zaman | бу́де / бу́дуть (olacak) | У мене́ бу́де ві́льний час. | Boş zamanım olacak. |
| B1Olumsuz | не було́ / не бу́де ve tamlayan hâli | У мене́ не було́ ча́су. | Zamanım yoktu. |
| B1Tuzak | нема́є sonrasında tamlayan hâli | У мене́ нема́є бра́та. | Erkek kardeşim yok. |
Bağlaçlar
| Bağlaç | Anlam | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| і / й | ve | Полта́ва й Оде́са. | Poltava ve Odesa. |
| A2та | та, і ile aynı anlamdadır | Купи́ хліб та молоко́. | Ekmek ve süt al. |
| але́ | ama | Я зателефонува́в, але́ ніхто́ не відпові́в. | Aradım ama kimse cevap vermedi. |
| бо / тому́ що | çünkü | Ві́ктор не при́йде, бо він хво́рий. | Viktor gelmeyecek çünkü hasta. |
| B1а | ise: iki kişi ya da şey karşılaştırılır | Я п’ю ка́ву, а сестра́ п’є чай. | Ben kahve içiyorum, kız kardeşim ise çay içiyor. |
| B1або́ / або́ … або́ | veya; ya… ya da | Або́ ви завіта́єте до нас, або́ ми заї́демо до вас. | Ya siz bize uğrarsınız ya da biz size uğrarız. |
| B1хоч / незважа́ючи на те що | her ne kadar, -e rağmen | Хоч було́ пі́зно, ми пішли́ в кіно́. | Geç olmasına rağmen sinemaya gittik. |
| B1Ara sözler | мабу́ть / можли́во / здає́ться (herhalde, belki, galiba): virgülle ayrılır | Він, мабу́ть, запізни́ться. | Muhtemelen geç kalacak. |
| Tuzak | “ama” але́ demektir | Я хоті́в прийти́, але́ не зміг. | Gelmek istedim ama gelemedim. |
що ve щоб ile kurulan yan cümleler
| Konu | Kural | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| що | birinin bildiği, düşündüğü ya da söylediği şey | Я зна́ю, що ми зроби́ли це пра́вильно. | Bunu doğru yaptığımızı biliyorum. |
| де / куди́ / зві́дки | dolaylı soru | Ви не зна́єте, де мій словни́к? | Sözlüğümün nerede olduğunu biliyor musunuz? |
| щоб | щоб ile mastar: amaç, aynı özne | Я вчу мо́ву, щоб працюва́ти в Украї́ні. | Ukrayna’da çalışmak için dili öğreniyorum. |
| B1щоб | щоб ile geçmiş zaman: başka özne | Я хо́чу, щоб ти прийшо́в. | Gelmeni istiyorum. |
| B1що ≠ щоб | що: olgu; щоб: rica ya da emir | Він сказа́в, що я працю́ю. ≠ Він сказа́в, щоб я працюва́в. | Çalıştığımı söyledi. ≠ Çalışmamı söyledi. |
| B1чому́ / скі́льки / наві́що | dolaylı soru | Скажи́, скі́льки ко́штує квито́к. | Biletin ne kadar olduğunu söyle. |
| Tuzak | що ve щоб öncesinde virgül | Я ду́маю, що він уже́ вдо́ма. | Bence o çoktan evde. |
| B1Tuzak | щоб sonrasında özne farklıysa geçmiş zaman | Ма́ма хо́че, щоб ми подзвони́ли. | Annem aramamızı istiyor. |
який ile kurulan ilgi cümleleri
| Konu | Kural | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| Cinsiyet ve sayı | nitelediği isimle aynı | Це студе́нтка, яка́ вивча́є украї́нську. | Bu, Ukraynaca öğrenen öğrenci. |
| Özne | yalın hâl | Це студе́нт, яки́й живе́ по́руч. | Bu, yakınlarda oturan öğrenci. |
| Nesne | belirtme hâli | Кни́жка, яку́ я чита́ю, ціка́ва. | Okuduğum kitap ilginç. |
| Edat | edat яки́й sözcüğünün önüne gelir | Це друг, з яки́м я працю́ю. | Bu, birlikte çalıştığım arkadaş. |
| Virgüller | yan cümle cümlenin ortasındaysa iki virgül, sonundaysa bir virgül | Мі́сто, в яко́му я живу́, ду́же га́рне. | Yaşadığım şehir çok güzel. |
| Tuzak | яки́й asla düşmez | Фільм, яки́й ми диви́лися, був сумни́й. | İzlediğimiz film hüzünlüydü. |
Zaman ve şart: коли, якщо, якби
| Bağlaç | Kural | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| коли́ | eş zamanlı eylemler: tamamlanmamış görünüş | Коли́ ми йшли до університе́ту, пішо́в дощ. | Üniversiteye giderken yağmur başladı. |
| коли́ | bir eylem ardından diğeri: tamamlanmış görünüş | Коли́ ми прийшли́, уро́к уже́ поча́вся. | Geldiğimizde ders çoktan başlamıştı. |
| коли́ | gelecek için: gelecek zaman | Коли́ ти при́йдеш, ми пообі́даємо. | Geldiğinde öğle yemeği yiyeceğiz. |
| якщо́ | gerçek şart; ana cümle çoğu zaman то ile başlar | Якщо́ ви ви́вчите слова́, то ле́гко зрозумі́єте текст. | Sözcükleri öğrenirseniz metni kolayca anlarsınız. |
| якщо́ | genel doğru: şimdiki zaman | Якщо́ йде дощ, ми сидимо́ вдо́ма. | Yağmur yağarsa evde otururuz. |
| якби́ | gerçek dışı şart: geçmiş zaman ve би | Якби́ я мав час, я пої́хав би до Льво́ва. | Vaktim olsaydı Lviv’e giderdim. |
| Tuzak | якщо́ sonrasında gelecekten söz ederken gelecek zaman | Якщо́ за́втра пі́де дощ, ми зали́шимося вдо́ма. | Yarın yağmur yağarsa evde kalacağız. |
| Tuzak | би ana cümlede de | Якби́ я знав, я прийшо́в би. | Bilseydim gelirdim. |
Doğrudan ve dolaylı anlatım
| Konu | Kural | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| Doğrudan anlatım | iki nokta ve tırnak işareti «» | Ма́ма запита́ла: «Ти вдо́ма?» | Anne sordu: “Evde misin?” |
| Bildirim | що | Він сказа́в, що працю́є в ба́нку. | Bankada çalıştığını söyledi. |
| Evet-hayır sorusu | чи | Ма́ма запита́ла І́горя, чи він задово́лений. | Anne, Ihor’a memnun olup olmadığını sordu. |
| Soru sözcüklü soru | aynı soru sözcüğü | Він запита́в, де я живу́. | Nerede yaşadığımı sordu. |
| Rica | щоб ile geçmiş zaman | Він попроси́в, щоб я прийшо́в за́втра. | Yarın gelmemi istedi. |
| Kişi | zamir ve fiil kişi değiştirir | Андрі́й: «Я люблю́ ка́ву». ≠ Андрі́й сказа́в, що він лю́бить ка́ву. | Andrii: “Kahveyi severim.” ≠ Andrii kahveyi sevdiğini söyledi. |
| Tuzak | dolaylı evet-hayır sorusu чи ile kurulur | Вона́ запита́ла, чи я прийду́. | Gelip gelmeyeceğimi sordu. |
Sıfat-fiil ve zarf-fiil öbekleri
| Konu | Kural | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| -ний / -тий | sıfat-fiil: hangi? sıfat gibi değişir | Лист, напи́саний олівце́м, лежи́ть на столі́. | Kurşun kalemle yazılmış mektup masanın üstünde duruyor. |
| -ючи / -учи | zarf-fiil: eş zamanlı eylem | Чита́ючи текст, вона́ випи́сувала нові́ слова́. | Metni okurken yeni sözcükleri not alıyordu. |
| -вши / -ши | zarf-fiil: daha önce olmuş eylem | Прочита́вши лист, ма́ма всміхну́лася. | Mektubu okuyunca annem gülümsedi. |
| Anlam | öbek = яки́й / коли́ ile kurulan yan cümle | лист, напи́саний олівце́м = лист, яки́й написа́ли олівце́м | kurşun kalemle yazılmış mektup = kurşun kalemle yazılan mektup |
| Tuzak | zarf-fiilin eylemini özne yapar | Поверну́вшись додо́му, ми повече́ряли. | Eve dönünce akşam yemeği yedik. |
| Tuzak | bir şey yapan kişi için яки́й ile kurulan yan cümle | Я ба́чу студе́нта, яки́й чита́є кни́жку. | Kitap okuyan bir öğrenci görüyorum. |