| коли́ | eş zamanlı eylemler: tamamlanmamış görünüş | Коли́ ми йшли до університе́ту, пішо́в дощ. | Üniversiteye giderken yağmur başladı. |
| коли́ | bir eylem ardından diğeri: tamamlanmış görünüş | Коли́ ми прийшли́, уро́к уже́ поча́вся. | Geldiğimizde ders çoktan başlamıştı. |
| коли́ | gelecek için: gelecek zaman | Коли́ ти при́йдеш, ми пообі́даємо. | Geldiğinde öğle yemeği yiyeceğiz. |
| якщо́ | gerçek şart; ana cümle çoğu zaman то ile başlar | Якщо́ ви ви́вчите слова́, то ле́гко зрозумі́єте текст. | Sözcükleri öğrenirseniz metni kolayca anlarsınız. |
| якщо́ | genel doğru: şimdiki zaman | Якщо́ йде дощ, ми сидимо́ вдо́ма. | Yağmur yağarsa evde otururuz. |
| якби́ | gerçek dışı şart: geçmiş zaman ve би | Якби́ я мав час, я пої́хав би до Льво́ва. | Vaktim olsaydı Lviv’e giderdim. |
| Tuzak | якщо́ sonrasında gelecekten söz ederken gelecek zaman | Якщо́ за́втра пі́де дощ, ми зали́шимося вдо́ма. | Yarın yağmur yağarsa evde kalacağız. |
| Tuzak | би ana cümlede de | Якби́ я знав, я прийшо́в би. | Bilseydim gelirdim. |