Bir fiilin aldığı nesneler ve tümleçler: give her a book, make me happy, put it on the table. İki nesne olduğunda kişi başa gelir ya da to veya for ile sona gelir: He gave her a book. He gave a book to her.
Mevcut seviyede gösterilecek bilgi yok. Bu görünüm B2 seviyesinden başlar: B2 veya daha yüksek bir seviye seçin.
Mevcut seviyede gösterilecek bilgi yok. Bu görünüm B2 seviyesinden başlar: B2 veya daha yüksek bir seviye seçin.
Özet sayfaB2–C1
| Konu | Kural | Örnek | Türkçe | |
|---|---|---|---|---|
| İki nesne | kişi başta ya da to veya for ile sonda | He gave her a book. / He gave a book to her. | Ona bir kitap verdi. / Kitabı ona verdi. | B2 |
| To mu, for mu | give, send, show ile to; buy, make, cook ile for | She sent a card to him. / He made a cake for her. | Ona bir kart gönderdi. / Onun için bir pasta yaptı. | B2 |
| Nesne ve tümleç | nesneden sonra sıfat, isim ya da as ve bir isim gelir | This makes me happy. / They elected him president. / They regard him as a hero. | Bu beni mutlu ediyor. / Onu başkan seçtiler. / Onu bir kahraman olarak görüyorlar. | B2 |
| Her iki kullanım | break, open, start, move: nesneyle ya da nesnesiz | The window broke. / He broke the window. | Pencere kırıldı. / Pencereyi kırdı. | B2 |
| Fiil çiftleri | rise, lie ve arrive nesne almaz; raise, lay ve reach nesne gerektirir | Prices rise. / They raise prices. | Fiyatlar yükseliyor. / Fiyatları yükseltiyorlar. | B2 |
| Karşılıklı fiiller | meet, marry ve kiss öbür kişiyi doğrudan alır | We met. / I met him. | Tanıştık. / Onunla tanıştım. | B2 |
| Nesne ve ‑ing biçimi | catch, find, keep ve leave bir nesne ve bir ‑ing biçimi alır | I caught him stealing. / Don't keep me waiting. | Onu çalarken yakaladım. / Beni bekletme. | C1 |
| Sonuç | nesneden sonraki sıfat, eylemin nesneyi hangi durumda bıraktığını söyler | She wiped the table clean. / He shouted himself hoarse. | Masayı silip temizledi. / Bağırmaktan sesi kısıldı. | C1 |
| Zarf tümleci | put, live, last ve cost bir yer, bir süre ya da bir miktar gerektirir | Put it on the table. / It costs five pounds. | Onu masanın üstüne koy. / Beş pound tutuyor. | C1 |
| Sahte nesneler | fiilin kendi kökünden gelen bir isim ya da anlamsız it | She lived a happy life. / They hit it off. | Mutlu bir hayat yaşadı. / Hemen kanları kaynadı. | C1 |
| Tuzak | explain, suggest ve say kişiyi to ile sonra getirir | She explained the rule to me. | Bana kuralı açıkladı. | B2 |
| Tuzak | last bir süreyi doğrudan alır, for kullanılmaz | The film lasts two hours. | Film iki saat sürüyor. | C1 |
Genel bakışB2
| Kalıp | Fiil | Örnek | Türkçe | |
|---|---|---|---|---|
| özne + fiil | geçişsiz fiil | He arrived. / The window broke. | Geldi. / Pencere kırıldı. | B2 |
| özne + fiil + tümleç | bağlayıcı fiil | She became a doctor. / It looks tired. | Doktor oldu. / Yorgun görünüyor. | B2 |
| özne + fiil + nesne | geçişli fiil | She bought a car. | Araba aldı. | B2 |
| özne + fiil + dolaylı nesne + doğrudan nesne | iki nesneli fiil | He gave her a book. | Ona bir kitap verdi. | B2 |
| özne + fiil + nesne + tümleç | nesne ve tümleç alan fiil | They elected him president. / This makes me happy. | Onu başkan seçtiler. / Bu beni mutlu ediyor. | B2 |
- Tümleç, özneyi ya da nesneyi tanımlar veya ona yeni bir ad verir; nesne ise başka bir kişi ya da şeydir. She became a doctor. / She called a doctor.Doktor oldu. / Bir doktor çağırdı.
- En yaygın bağlayıcı fiil be fiilidir: bkz. to be fiili.
Biçim: iki nesneB2
| Edat | Fiiller | Kişi başta | Kişi sonda | |
|---|---|---|---|---|
| to | give, send, show, lend, offer, pay, tell, teach, bring, sell | She sent him a card.Ona bir kart gönderdi. | She sent a card to him.Ona bir kart gönderdi. | B2 |
| for | buy, make, cook, find, get, save, order | He made her a cake.Ona bir pasta yaptı. | He made a cake for her.Onun için bir pasta yaptı. | B2 |
- Şey bir zamir olduğunda kişi, to veya for ile onun arkasından gelir. She gave it to him. / I bought them for her.Onu ona verdi. / Onları onun için aldım.
- Daha uzun olan ya da yeni bilgi veren nesne sona gelir. She gave him the letter. / She gave the letter to the tall man by the door.Ona mektubu verdi. / Mektubu kapının yanındaki uzun boylu adama verdi.
Yalnızca to alan fiillerB2
| Fiiller | Örnek | Türkçe | |
|---|---|---|---|
| explain, describe | She explained the rule to me. | Bana kuralı açıkladı. | B2 |
| suggest, propose | I suggested a hotel to them. | Onlara bir otel önerdim. | B2 |
| say, announce, mention, report | They announced the news to everyone. | Haberi herkese duyurdular. | B2 |
| introduce | Let me introduce my sister to you. | Sana kız kardeşimi tanıştırayım. | B2 |
- Bu fiiller kişiyi şeyden sonra, to ile getirir. Can you explain it to me?Bunu bana açıklayabilir misin?
Biçim: nesne ve tümleçB2
| Fiiller | Tümleç | Örnek | Türkçe | |
|---|---|---|---|---|
| make, keep, leave, drive, find, consider, think | sıfat | This makes me happy. / Keep the door closed. / I find it difficult. | Bu beni mutlu ediyor. / Kapıyı kapalı tut. / Bunu zor buluyorum. | B2 |
| call, name, appoint, elect | isim | They elected him president. / We named the baby Leo. | Onu başkan seçtiler. / Bebeğe Leo adını verdik. | B2 |
| regard, treat, see, describe | as + isim ya da sıfat | They regard him as a hero. / She described the plan as risky. | Onu bir kahraman olarak görüyorlar. / Planı riskli olarak tanımladı. | B2 |
- make tümleç olarak bir isim de alır. They made him captain.Onu kaptan yaptılar.
Karşılaştırma: nesneli ve nesnesizB2
| Fiil | Nesne yok | Nesneyle | |
|---|---|---|---|
| break | The window broke.Pencere kırıldı. | He broke the window.Pencereyi kırdı. | B2 |
| open | The door opened.Kapı açıldı. | She opened the door.Kapıyı açtı. | B2 |
| close | The shop closed early.Dükkân erken kapandı. | They closed the shop early.Dükkânı erken kapattılar. | B2 |
| start | The film started.Film başladı. | He started the car.Arabayı çalıştırdı. | B2 |
| move | The bus moved.Otobüs hareket etti. | She moved the chair.Sandalyeyi yerinden oynattı. | B2 |
| sink | The boat sank.Tekne battı. | The storm sank the boat.Fırtına tekneyi batırdı. | B2 |
| rise / raise | The sun rises early.Güneş erken doğuyor. | They raise prices every year.Her yıl fiyatları yükseltiyorlar. | B2 |
| lie / lay | The book lies on the table.Kitap masanın üstünde duruyor. | Lay the book on the table.Kitabı masanın üstüne koy. | B2 |
| arrive / reach | We arrived at the hotel.Otele vardık. | We reached the hotel.Otele ulaştık. | B2 |
- lie fiilinin geçmişi lay; lay fiilinin geçmişi laid. She lay on the sofa. / She laid the book down.Kanepede uzandı. / Kitabı bıraktı.
- Bazı fiiller her zaman bir nesne gerektirir: bring, put ve make. She brought a cake.Bir pasta getirdi.
- Bazı fiiller ismini bir edattan sonra alır: depend on, listen to, wait for. It depends on the weather.Havaya bağlı.
Karşılıklı fiillerB2
| Fiil | İkisi de özne | Biri nesne | |
|---|---|---|---|
| meet | We met in Paris.Paris'te tanıştık. | I met him in Paris.Onunla Paris'te tanıştım. | B2 |
| marry | They married in June.Haziranda evlendiler. | She married a pilot.Bir pilotla evlendi. | B2 |
| fight | They fought all night.Bütün gece dövüştüler. | He fought his brother.Kardeşiyle dövüştü. | B2 |
| kiss | They kissed.Öpüştüler. | She kissed him.Onu öptü. | B2 |
| hug | They hugged.Sarıldılar. | He hugged his mother.Annesine sarıldı. | B2 |
- Bu fiiller öbür kişiyi edat olmadan, doğrudan alır.
Biçim: to be veya ‑ing ile nesneC1
| Fiiller | Kalıp | Örnek | Türkçe | |
|---|---|---|---|---|
| consider, find | fiil + nesne + (to be) + tümleç | I consider him (to be) honest. / We found the room (to be) too small. | Onu dürüst buluyorum. / Odayı çok küçük bulduk. | C1 |
| believe, assume, know | fiil + nesne + to be + tümleç | I believe him to be honest. / They assumed the figures to be correct. | Onun dürüst olduğuna inanıyorum. / Rakamların doğru olduğunu varsaydılar. | C1 |
| catch, find | fiil + nesne + ‑ing | I caught him stealing. / We found the dog sleeping in my bed. | Onu çalarken yakaladım. / Köpeği yatağımda uyurken bulduk. | C1 |
| keep, leave | fiil + nesne + ‑ing | Don't keep me waiting. / She left the engine running. | Beni bekletme. / Motoru çalışır halde bıraktı. | C1 |
- ‑ing biçimleri ve mastarlar hakkında daha fazlası: bkz. Gerund mu, mastar mı.
Sonuç tümleçleriC1
| Tür | Kalıp | Örnek | Türkçe | |
|---|---|---|---|---|
| değişen nesne | fiil + nesne + sıfat | She wiped the table clean. / He hammered the metal flat. | Masayı silip temizledi. / Metali çekiçle düzleştirdi. | C1 |
| değişen özne | fiil + dönüşlü zamir + sıfat | He shouted himself hoarse. / They laughed themselves silly. | Bağırmaktan sesi kısıldı. / Gülmekten kırılıp geçtiler. | C1 |
| fiilin normalde almadığı nesne | fiil + alışılmadık nesne + sıfat | They drank the pub dry. / She cried her eyes red. | Bardaki bütün içkileri bitirdiler. / Gözleri kızarana kadar ağladı. | C1 |
| way yapısı | fiil + iyelik + way + yer | He fought his way through the crowd. / She worked her way up to manager. | Kalabalığın arasından kendine yol açtı. / Çalışarak müdürlüğe kadar yükseldi. | C1 |
- way yapısında iyelik, özneye uyar. She pushed her way to the front.İtişip kakışarak öne geçti.
Zarf tümleçleriC1
| Tümleç | Fiiller | Örnek | Türkçe | |
|---|---|---|---|---|
| yer | put, place, set, live, stay | Put it on the table. / She lives in London. | Onu masanın üstüne koy. / Londra'da yaşıyor. | C1 |
| durum | behave, act | The children behaved well. / He acted strangely. | Çocuklar iyi davrandı. / Garip davrandı. | C1 |
| süre | last, take | The film lasts two hours. / The journey takes three days. | Film iki saat sürüyor. / Yolculuk üç gün sürüyor. | C1 |
| miktar | cost, weigh, measure | The ticket costs five pounds. / The box weighs 70 kilos. | Bilet beş pound. / Kutu 70 kilo ağırlığında. | C1 |
- put, behave, last, cost ve weigh, tam bir cümle kurmak için tümlecine ihtiyaç duyar.
- cost ve weigh gibi miktar ve süre bildiren fiillerin edilgeni yoktur: bkz. Edilgen çatı.
İç nesne ve sahte nesnelerC1
| Tür | Kural | Örnek | Türkçe | |
|---|---|---|---|---|
| iç nesne | fiilin kendi kökünden gelen bir isim, genellikle bir sıfatla | She lived a happy life. / He dreamed a strange dream. / She died a peaceful death. | Mutlu bir hayat yaşadı. / Garip bir rüya gördü. / Huzur içinde öldü. | C1 |
| İfade | Anlam | Örnek | Türkçe | |
|---|---|---|---|---|
| make it | başarmak ya da zamanında yetişmek | We made it to the station. | İstasyona yetiştik. | C1 |
| hit it off | hemen iyi anlaşmak | They hit it off at the party. | Partide hemen kanları kaynadı. | C1 |
| call it a day | şimdilik bırakmak | It's late, so let's call it a day. | Geç oldu, bugünlük bu kadar yeter. | C1 |
| sleep the sleep of the just | derin ve huzurlu uyumak | After the long walk, he slept the sleep of the just. | Uzun yürüyüşten sonra deliksiz bir uyku çekti. | C1 |
- make it, hit it off ve call it a day kalıplarında it hiçbir şeye gönderme yapmaz.
Sık yapılan hatalarB2–C1
| Yanlış | Doğru | Kural | |
|---|---|---|---|
| She explained me the rule. | She explained the rule to me. | explain fiilinde kişi to ile sonra gelir | B2 |
| Give to me the book. | Give me the book. / Give the book to me. | kişi to ile yalnızca şeyden sonra gelir | B2 |
| She bought a present to him. | She bought a present for him. | buy, make ve cook fiillerinde kişiden önce for gelir | B2 |
| The news made me happily. | The news made me happy. | make fiilinin tümleci bir sıfattır | B2 |
| They elected him as president. | They elected him president. | elect, appoint, call ve name fiilleri as almaz | B2 |
| They regard him a hero. | They regard him as a hero. | regard, treat ve see fiilleri tümleçten önce as alır | B2 |
| Prices raised last year. | Prices rose last year. | rise nesne almaz; raise nesne gerektirir | B2 |
| I laid on the sofa. | I lay on the sofa. | lay, lie fiilinin geçmişidir; laid nesne gerektirir | B2 |
| We arrived the hotel. | We arrived at the hotel. / We reached the hotel. | arrive nesne almaz; reach nesne alır | B2 |
| It depends the weather. | It depends on the weather. | depend fiili isminden önce on alır | B2 |
| She married with a doctor. | She married a doctor. | marry öbür kişiyi doğrudan alır | B2 |
| I caught him to steal. | I caught him stealing. | catch bir nesne ve bir ‑ing biçimi alır | C1 |
| She shouted herself hoarsely. | She shouted herself hoarse. | sonuç bir sıfattır, zarf değil | C1 |
| She pushed the way to the front. | She pushed her way to the front. | way yapısında way sözcüğünden önce bir iyelik gerekir | C1 |
| The film lasts during two hours. | The film lasts two hours. | last bir süreyi doğrudan alır | C1 |
| They hit off it. | They hit it off. | it, hit ile off arasında kalır | C1 |
Baştan başla
AlfabeA0İngiliz alfabesinin 26 harfi ve adları; sözcükleri sesli olarak harf harf söylemek için kullanılır.Baştan başla
AlfabeA0İngiliz alfabesinin 26 harfi ve adları; sözcükleri sesli olarak harf harf söylemek için kullanılır.Baştan başla
AlfabeA0İngiliz alfabesinin 26 harfi ve adları; sözcükleri sesli olarak harf harf söylemek için kullanılır.Baştan başla
AlfabeA0İngiliz alfabesinin 26 harfi ve adları; sözcükleri sesli olarak harf harf söylemek için kullanılır.Baştan başla
AlfabeA0İngiliz alfabesinin 26 harfi ve adları; sözcükleri sesli olarak harf harf söylemek için kullanılır.Baştan başla
AlfabeA0İngiliz alfabesinin 26 harfi ve adları; sözcükleri sesli olarak harf harf söylemek için kullanılır.Baştan başla
AlfabeA0İngiliz alfabesinin 26 harfi ve adları; sözcükleri sesli olarak harf harf söylemek için kullanılır.Baştan başla
AlfabeA0İngiliz alfabesinin 26 harfi ve adları; sözcükleri sesli olarak harf harf söylemek için kullanılır.