| Biçim | özne + can + yalın fiil; tüm özneler için tek biçim | She can swim. | O yüzebiliyor. |
| Olumsuz | can't; tam biçimi cannot, tek sözcük | I can't swim. | Yüzemiyorum. |
| Soru | Can + özne + yalın fiil; do yok | Can you swim? | Yüzebiliyor musun? |
| Yeterlilik | can, beceriler için | I can cook pasta. | Makarna pişirebilirim. |
| İzin | can izin verir, can't yasaklar; izin istemek için: Can I…? | You can park here. / Can I open the window? | Buraya park edebilirsin. / Pencereyi açabilir miyim? |
| Rica | Can you…? yardım ister | Can you help me, please? | Bana yardım edebilir misin, lütfen? |
| A2Geçmişte yeterlilik | could, geçmişteki genel yeterlilik için | I could run fast when I was young. | Gençken hızlı koşabilirdim. |
| A2Nazik rica | Could, can sözcüğünden daha naziktir | Could you open the door, please? | Kapıyı açabilir misiniz, lütfen? |
| A2Olasılık | could, neyin olabileceğini söyler | It could rain later. | Birazdan yağmur yağabilir. |
| A2Diğer zamanlar | be able to, can yerine geçer | I'll be able to help you tomorrow. | Yarın sana yardım edebileceğim. |
| A2Tuzak | geçmişteki tek seferlik bir başarıda was / were able to kullanılır | The fire was big, but we were able to escape. | Yangın büyüktü ama kaçmayı başardık. |