| Biçim: must | özne + must + V; tüm özneler için tek biçim | She must study. | O ders çalışmalı. |
| Biçim: have to | have to, ama he, she, it ile has to | We have to leave. / He has to leave. | Gitmemiz gerek. / Onun gitmesi gerek. |
| Soru, olumsuz | have to, do / does / did alır, ardından yalın hâl gelir | Do you have to leave? / She doesn't have to leave. | Gitmen gerekiyor mu? / O gitmek zorunda değil. |
| must | konuşanın kendi görüşü veya yazılı bir kural | I must save more money. / Visitors must sign in. | Daha çok para biriktirmeliyim. / Ziyaretçiler kayıt yaptırmalıdır. |
| have to | durum veya başka biri karar verir; konuşmada yaygın | I have to get up at six for work. | İşe gitmek için altıda kalkmak zorundayım. |
| mustn't | yasak | You mustn't use your phone here. | Burada telefon kullanmak yasak. |
| don't have to | gerekli değil: seçebilirsin | You don't have to come. | Gelmek zorunda değilsin. |
| Tuzak | had to ifadesi must ifadesinin geçmiş zamanıdır | I had to work on Saturday. | Cumartesi çalışmak zorunda kaldım. |